İştahsız Çocuğa Yaklaşım

İştah yiyeceğe karşı duyulan bilinçli istektir ve iştah kontrolü başta gastrointestinal sistem olmak üzere santral sinir sistemi, pankreas ve adrenal bezler tarafından sağlanır. İştahsızlık çocukluk çağında sık görülen bir semptomdur ve değerlendirilmesinde gelişim, beslenme ve aile öyküsü önemlidir. İştahsızlık beslenme bozukluklarının bir belirtisi olabilir. Beslenme bozuklukları organik ve fonksiyonel olarak ayrılabilir ve biyolojik, davranışlar ve sosyal faktörlerden etkilenir. Kişisel, ailevi, ekonomik, çevresel ve sosyo-kültürel faktörler iştahı etkileyebilir. Bu yazıda aile ve hekim için zor hasta olan iştahsız çocuğa yaklaşım konusunda literatür bilgileri ışığı altında önerilerde bulunulmuştur.

 

İştahı basitçe besinlere karşı olan duyulan istek olarak tanımlayabiliriz. İştah bilinçli bir istek olup besin maddesinin görünümü, daha önce önceden yiyecek ile olan deneyimlerden etkilenmektedir. Bireyin açlık hissini algılayamaması ise iştahsızlık olarak tanımlanabilir. İştahsızlığın çocuklar için en önemli sonucu, büyümenin olumsuz yönde etkilenmesidir. Çocukluk çağında iştahsızlık ve yeme problemleri nedeniyle doktora başvuran normal çocukların oranı %20-35 arasında değişmektedir. Büyüme ve gelişme geriliği olan çocuklarda ise bu oran %33-90 olarak bildirilmektedir. Çocuklarda yeme ve iştahsızlık problemleri gittikçe artmaktadır. Belirli besin öğeleri ile beslenen, beslenmeyi reddeden çocukların beslenmelerinin yeniden düzenlenmesi için belirli zaman ve uğraş gerektirmektedir.

İştahı etkileyen faktörler;

1.Çocukla ilgili faktörler

2.Aile ile ilgili faktörler

3.Çevre ile ilgili faktörler olarak üçe ayırabiliriz.

İştahsız çocuk izleminde ailelere yapılacak öneriler;

·         Süt, kola, meyve suları, çay, su gibi içeceklerin tüketim sıklığı ve miktarı belirlenmeli yemek öncesi ve yemek sırasında alımları kısıtlandırılmalıdır.

·         Çocukların yiyebileceği türden ve çocuğun öncelikleri dikkate alınarak hazırlanmalı ve yemek sırasında çocuğun kendisinin yemesi teşvik edilmelidir.

·         Yemek porsiyonları çocuğun isteğine göre ayarlanmalıdır.

·         Öğün sırasında teklif edilmiş olan bir besin çocuk tarafından reddedilmiş ise farklı besin denenmeli ve ısrarcı olunmamalıdır. Besin belirli aralıklarla zaman içinde çocuğa tekrar teklif edilmelidir.

·         Çocuğun öğün saatleri düzenli olmalı, çocuk aile bireyleri ile aynı anda sofraya oturmalıdır. Öğün aralarında iştahını kaçıracak tatlı (şeker ve çikolata) besinler verilmemelidir. Bu konuda aile bireyleri kararlı olmalıdırlar.

·         Çocuğun tabağı çocuğun ilgisini çekecek şekilde süslenmeli, kendisinin seçim yapmasına izin verilmelidir.

·         Yemek sırasında çocuğun yemeğe ilgisini azaltan televizyon kapalı tutulmalıdır. 

·         Çocuğun beslenmesinin kalabalık ortamda, çocuklarla birlikte yapılması beslenmeyi olumlu etkileyebilir.

·         Vitamin ve minerallerin eksiklik durumları dışında verilmesi önerilmemektedir. İştah açıcılar kullanılmamalıdır.

·         Az yiyen çocuklar için öğün sayısı artırılmalıdır. Gerekirse öğün içeriği artırılmalıdır.

·         Çocuğun bakımını üstlenen kişilere eğitim verilmeli, beslenmede yanlışlar uygun bir şekilde anlatılmalıdır. Anne ve bakıcı kişi bebek beslenmesinde çocukla devamlı ilişki içinde olmalı ve beslenme sağlıklı şekilde sürdürülmelidir. 

İştahsız çocuğun klinik izleminde, büyümede duraklama ve persentilde düşme belirlenirse beslenme tekrar gözden geçirilmeli iştahsızlığa neden olabilecek organik sebepler gözden geçirilmelidir. Gerektiğinde de enteral beslenme desteği sağlanmalıdır.

Kliniğimizde iştahsız çocuklara yönelik tanı ve tedavi hizmeti verilmektedir.